1 Mayıs 1977 Katliamı Hakkında Yalanlar ve Gerçekler

4 Mayıs 2012 Cuma 17:24:40

Tarihsel gerçekleri iktidarın sunduğu olanakları kullanarak, şimdilerde seslerinin fazla çıkmasından güç alıp değiştirebileceklerini zannediyorlar. Ancak, tarih bu katliamı yapanları unutmayacağı gibi, türlü yalan ve demagojilerle katilleri aklamaya çalışanları da asla unutmayacak.


1 Mayıs 1977 Katliamı Hakkında Yalanlar ve Gerçekler

1 Mayıs 1977’de gerçekleşen katliam konusunda, H. Berktay tarafından ‘kontrgerilla yok, solcular birbirini vurdu’ sözleri ile AKP yanaşmalarının şimdi de kontrgerillayı aklama görevini üstlendikleri görünüyor. O.Çalışlar da H.Berktay’dan eksik kalır mı o da ‘kontrgerillanın yaptığına dair elimizde bir kanıt yok’ deyip duruyor.

H. Berktay, ‘tarihçi kimliğimle gerçekleri açıklamak durumundayım’ derken, sanırsınız ki gerçekten hiç bilinmeyen tarihsel bir gerçeğin kapısını aralıyor. Oysa bu iddialar, 1 Mayıs 77 katliamının hemen ardından MC iktidarının ve faşistlerin ürettiği saptırma ve demagojilerin tekrarlanmasından ibaret bir yalancılık.

15 Mayıs 77’de çıkan Devrimci Yol dergisinde bu konuda şunlar yer alıyordu, “Kanlı 1 MAYIS KATLİAMI solcular arası bir çatışma olarak solcuların birbirlerini öldürmesi olarak gösterilmek istendi. Bu amaçla TRT’si, TV’si ve renkli basını ile birlikte halkı kandırmak için, olayı çarptırmak için büyük gayret gösteriyorlar... onlar kendi vahşetlerini ve kanlı cinayetlerini solcuların üstüne atarak gerçekleri bulandırmaya ve suçlarını örtbas etmeye çalışıyorlar. Söylenen bütün yalanlar Kanlı 1 Mayıs pazarında yaratılan katliam halk düşmanı güçlerin bir TERTİBİ OLDUĞUNU GİZLEYEMEZ.Bir Mayıs mitinginde yaratılan olay, halk düşmanlarının ajanları tarafından alandaki halk yığınlarının üzerine ateş edilmesi sonucu meydana gelmiştir. Hakim sınıfların ellerinde ki basın araçları, radyo, televizyonlarıyla yaymaya çalıştıkları gibi miting meydanında mitinge katılanlar arsında bir çatışma asla olmamıştır.”

Tarihsel gerçekleri iktidarın sunduğu olanakları kullanarak, şimdilerde seslerinin fazla çıkmasından güç alıp değiştirebileceklerini zannediyorlar. Ancak, tarih bu katliamı yapanları unutmayacağı gibi, türlü yalan ve demagojilerle katilleri aklamaya çalışanları da asla unutmayacak.

Şimdi, H.Berktay ve türevlerine uzunca yanıtlar verecek değiliz. 1 Mayıs katliamının hemen ardından faşistlerce üretilen aynı yalanlar ve 1 Mayıs katliamının arkasındaki gerçek güçler ve sola ilişkin tartışmalar konusunda 15 Mayıs 1977’de yayınlanan Devrimci Yol’un 2. Sayısındaki değerlendirmeyi özetlemek yeterli olacaktır.

1 Mayıs 77 Katliamının Nedenleri
1 Mayıs katliamının gerçekleştiği koşullar, egemen sınıfların 12 Mart sonrasında kendi krizini çözemediği koşullarda bir ara formül arayışının içinde gerçekleşti. Burjuva klikleri arasındaki çelişki ve çatışmaların yoğunlaştığı ve seçim platformunu da bu çerçevede etki altına almaya çalışıldığı dönemde gerçekleşen faşist provokasyonlar ve katliamlar da bunun bir parçasıydı. 1 Mayıs katliamı ülkenin bu gerçekliği içerisinde, öncesinde ve sonrasında sürecek olan katliamlardan ayrı olarak düşünülemez. Devrimci Yol, bu gelişmeleri şu şekilde değerlendiriyordu;

“Gerek ABD emperyalizmi gerekse onun ülkemizde gözde müttefiki durumundaki yerli tekelci burjuvazi uzun bir süredir istikrarlı bir siyasi iktidar oluşturamamışlardır. l2 Mart hükümetleri biçimindeki çözümleri de kalıcı kılamadılar. CIA’sı, Kontrgerillası (onun sivil kolu olan Ülkü Ocakları) ve MİT’i ile bu boşluğun yarattığı sorunları çözmek için sahnededirler. Faşist terör kampanyası onların politikalarının en can alıcı noktasını oluşturur. Ecevit hükümetinin hemen ertesinde başlatılan faşist terör ve cinayetler kampanyası ile bir yandan bir açık faşizme geçiş ortamı sürekli canlı tutulabilmiş, bir yandan da yukarıdan aşağı doğru örgütlendirilen uygulamalarla faşizme daha geniş bir kitle temeli oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu suretle, bir yanda bir faşist darbe ortamı sürekli gündemde tutularak, CHP ve destekçilerini (DİSK, TİP, TSİP vb.) sözde demokrasiyi korumak için pasifize edebilmişler, faşist cinayetlerin bir seyircisi durumuna düşürerek anti-faşist devrimci mücadelenin karşısına bir engel haline getirebilmişler ve geniş emekçi yığınları uygulanılan faşist terör politikası ile baskı altında tutabilmişlerdir. Öte yandan yine bu sayede birbirleriyle çelişmeli egemen sınıf kliklerini bir arada tutarak bu cılız yapı ile siyasi iktidarlarını sürdürebilmişlerdir. Egemen sınıfların aradığı (iç çelişmelerini, ekonomik ve siyasi sorunları çözebilecek) istikrarlı bir siyasi iktidar, bu gün de olanak dışı görünüyor.   

Sınıflar mücadelesinin olanca karmaşıklığı içinde bir şey bugün açık seçik görülebiliyor. İçinde bulunulan buhran derinleşerek devam edecektir. Seçimler platformunda da (seçimler sırasında ve sonrasında) faşist terör ve cinayet kampanyası, yalan ve demagojinin desteğinde karşı devrim güçlerinin temel politikası olmaya devam edecek. Hem de daha azgınlaşmış ve yaygınlaştırılmış bir biçimde. Niksar, Şiran, Erzincan ve nihayet kanlı Bir Mayıs Katliamı bunu açık bir şekilde ortaya koyuyor. 1 Mayıs Katliamı faşist terörün ülkemiz tarihinde görülmemiş bir seviyeye ulaştığı, karşı devrim güçlerinin işçi sınıfı ve emekçi halka ağır bir darbe indirdiği bir provokasyondur.”

1 Mayıs 1977 Günü Yaşanan Gerçekler
Kanlı Pazar olarak anılacak olan 1 Mayıs 1977 sabahı yüz binlerce emekçi, işçi, aydın, memur, öğrenci, genç İstanbul’un çeşitli yerlerinde toplanmaya başladı. Devrimciler en önde DEVRİMCİ YOL ve DEVRİMCİ GENÇLİK pankartları arkasında Anadolu’dan ve Trakya’dan gelen 63 halk ve gençlik derneğine mensup 40.000’i aşkın halk kitlesi yer alıyordu.
 
Yürüyüş başladığı zaman DİSK, DEVRİMCİ GENÇLİK kortejini, önceden hesaplanmış bir şekilde oyalama ve engelleme taktiği dikkat çekti. Daha önceden yürüyüşe geçen kortejlerin yürüyüş temposu yavaş tutuluyordu. Devrimci Gençlik’in hemen önünde yer alan gruplarda bekletilmeye başlandı. Daha sonra bu kuruluşların ve grupların aralarında da uzun mesafelerde bırakıldı. Mitingin sona erme vakti yaklaşmasına rağmen, bu kuruluşlar yarım saate ulaşan aralıklarla harekete geçiriliyorlardı. Amaç belliydi. Devrimcileri uzun süre bekletmek ve mitingin sone ermesine yakın harekete geçmelerine “izin” vermek. Açıkçası, devrimcileri oyuna getirerek mitinge katılmaları engellenmek isteniyordu. Devrimcilerin en geniş kitlelerle kucaklaşması, devrimci sloganların revizyonist sloganları boğması ucuz burjuva metodlarla, basit aldatmaca gerekçeleriyle engellenmek isteniyordu. Saatler geçtiği halde sahtekarlara, devrimcilerin kortejini yerinden kıpırdatmaya niyetleri olmadığı belli olunca, devrimciler bu revizyonist engeli geçersiz kılmak için vakit kaybetmeden kendi güzergahlarını değiştirdiler. Dolmabahçe’den geçmesi gereken yürüyüş yönlerini bırakıp arka semtlerden dolanarak ve bu yürüyüş boyunca, İstanbulluların coşkun desteğini ve sempatilerini kazanarak Cumhuriyet caddesinden Taksim meydanına ulaştılar. Ve işçilerin sevgi gösterileri arasında alandaki yerlerini aldılar. DEVRİMCİ YOL VE DEVRİMCİ GENÇLİK pankartları Taksim Anıtı’nın çevresini tuttu. Binlerce devrimci bu büyük mitinge ağırlığını koydu ve devrimci sloganları haykırdılar. “ Tek yol devrim”, “Devrim için tek yol Devrimci Yol”, “Oligarşi, iktidarda bir avuç zorba”, “Katil oligarşi”, “Kahrolsun faşizm”, “Devrimci işçiler sendika yönetimine” vb. en çok atılan sloganlardandı.
 
DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler mitingin sonuna gelindiği halde konuşmasına henüz yeni başlamıştı. Cılız sesi devrimci sloganlar arasında kaybolarak konuşmasını sürdürmeye çalışırken alana başka gruplar gelmeye devam ediyordu. Son olarak  TEP’liler, KSD, Emeğin Birliği proleter grupları alana girdikten sonra, işte tam bu sırada meydanın Tarlabaşı’na açılan yolağzından ilk önce iki el silah sesi geldi ve sonra yaylım ateşi başladı.
Provokasyonun son perdesi açılmış ve kanlı katliam gündeme gelmişti.
 
1 MAYIS Katliamı Oligarşinin Gözü Dönmüş Provokatörleri Tarafından Gerçekleştirildi
Evet, iki el silah sesi perdenin açılmasının işareti olan gonk sesi görevini görmüştü. HK, HY,HB grupları (ki,”Maocu” denilenler bunlardır.) mitinge girmek istediklerinde, miting alanının dışında DİSK görevlilerinin barikatlarıyla karşılaşmışlar, her iki tarafında başlayan tartışma sırasında kimin attığı belli olmayan iki el silah sesi duyulmuştu.
 
Bu silah sesi üzerine HK vs. grupları önce gerileyip yere yatmışlar, panzerlerin harekete geçmesiyle birlikte direnemeden Tarlabaşı civarında daha aşağı kesimlere doğru uzaklaştırılarak dağıtılmışlardı. İşte burjuva basının ve DİSK vb. sözcülerinin ifşa ettikleri “Maocu saldırısı” bundan ibaretti.
 
Ne var ki, asıl saldırı ve panik miting alanında oldu. Yaralanmaların ve ölümlerin meydana geldiği yer miting alanıydı. Çünkü, ilk silah sesiyle birlikte PROVOKATÖRLER VE POLİS alanı yaylım ateşine tutmaya başlamıştı. Miting alanında bulunan çoğu kimsenin gördüğü üzere ve Ahmet İsvan’ın basında çıkan açıklamalarında ifade edildiği gibi, Sular İdaresi ve İnterkontinental Oteli’nin üst katlarında mevzilenmiş çelik yelekli provokatörler uzun menzilli silahlarla, makineli tüfeklerle alanı tarıyorlardı. Ayrıca, arabaların arkasına mevzilenen sivil polisler ve simitçi kılığında alanda bulunan diğerleri de simit tablalarını devirerek bu ateş salvosuna eşlik ettiler. Bu sırada alanı boydan boya hızla dolanan beyaz bir otomobilden de ateş açıldığı görüldü. Çeşitli yerlerden polislerin ve provokatörlerin açtığı bu ateşe esas olarak maruz kalanlar, otobüs durağının yanında ve anıtının çevresinde toplu bulunan DEVRİMCİ YOL, DEVRİMCİ GENÇLİK taraftarları oldu. İlk ateş salvosu ile birlikte, devrimciler kendilerini korumak için yerlere yattılar. Yaralananlar, ölenler oldu. Alanın diğer kısımlarında ise korkunç bir panik başlamıştı. Bir ara kesilen yaylım ateşinden sonra, devrimciler ayağa kalkıp sloganlar atarak paniği durdurmaya çalıştılar. Ne var ki bu kez panzerlerin eşliğinde ikinci ateş salvosu başlatıldı. Devrimcilerin bir kısmı alanın ortasına doğru çekilirken, bir kısmı da Kazancılar Yokuşuna doğru yöneldi. İşte asıl katliam burada oldu. Çok dar bir sokak olan Kazancılar Yokuşu bir araba tarafından tıkanmıştı. Arkalarında gelen kurşunlardan korunmak isterken birçok devrimci bu daracık yolda kurşunlanarak ve ezilerek hayatlarını kaybetti.
 
Makineli takırtıları ve silah atışları hala kesilmemişti. Üstelik polisin ses bombaları kullanmaya başlaması mevcut paniğin bir kat daha artmasına neden oldu. Panzerler halkın üzerine acımasızcasına hücum etti. Amma kısmen de olsa derlenmeyi başaran devrimciler polise karşı direnmeye devam ettiler. DEVRİMCİLER alanın ortasına giren panzerlere karşı ellerinde ki sopalarla yiğitçe karşı koydular. Panzerlerin alan içinde halkın üzerine hızla sürülmesi yüzünden panzer altında kalan ve panzerlerin açtığı panik sırasında yaralanan ve ölenlerin sayısı artmaktaydı.


İlgili Haberler

Diğer Haberler

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome