Asimilasyon Sofrasında Değil, Hukukun Hak Masasında Buluşmak! -Turan Eser

28 Kasım 2012 Çarşamba 10:57:35

İnançsal alandaki siyasal istismar ve şov Türkiye tarihinde yeni değildir. Yeni olan Aleviliğin siyasal alanda istismara ve asimilasyona maruz kalmasıdır. Söz konusu din istismarı olunca, siyasetin “sağı”, “solo” ve “Alevisi” belli olmuyor. Bir yandan Diyanet işleri Başkanlığı, bir yandan Köşk, bir yandan TBMM, bir yandan CHP’nin Alevi Milletvekili Sebahat Akkiraz, diğer yandan Alevi Bektaşi Federasyonu’nun yeni “köşk iftar açılımı”!


Alevilere hak vermeden istismarı benimseyen devlet aklını sorgulamak yerine ya da asimilasyona dur demek yerine, devlet aklına kiralanmış Aleviler aracılığıyla da asimilasyon gerçekleşmesine matem ayından aracılık yapmak acı bir durum. ABF, AVF ve Sebahat Akkiraz hangi Aleviden rızalık alarak, mazlum toplumun acılarını siyasal şova ve istismara dönüştürebilir? Son birkaç yıldır siyasetin sinsi bir şekilde, Alevilerin matem ayında 12 imamlar aşkına tuttukları Muharrem orucu, oruç açmadaki hak lokmasını istismar etmeyi hedeflemiştir. Bugüne kadar gerek Muharrem orucumuz gerek oruç açmada hak lokmamızın siyasal istismara, şova ve gösterişe malzeme edilmemesi hususunda dikkatli davranıldı. Son iki yıldır, bazı Alevi kurumları ve Alevi yöneticilerin kişisel durumlarından dolayı bu konuda ciddi bir zafiyet yaşanmaktadır.
 
Asimilasyonun Elini Tutmak
Bu ay içinde 12 boyunca tuttuğumuz Muharrem orucu ve yaşadığımız matem günlerinde siyasi istismar giderek artmaya ve yaygınlaşmaya başladı. Peki hangi vicdan, Matemin bir parçası olan Muharrem orucunu ve oruç açma lokmasını, görkemli, şatafatlı, medyatik ve siyasi faaliyet bilançosunu artırmak için, istismar edebilir? CHP Milletvekili Sebahat Akkiraz, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, AKP hükümeti ve Dış İşleri Bakanlığı neden matemin bir parçası olan Muharrem orucunu istismar eder? Alevi Bektaşi Federasyonu ve onun Genel Başkanı Selahattin Özel neden bu asimilasyon istismarına ve şova destek çıkar?
 
Gerek CHP Milletvekili Sebahat Akkiraz tarafından TBMM’de, gerekse Cumhurbaşkanlığı köşkünde gerçekleşen istismarın kanıtlarına baktığınızda, Alevi-Bektaşi inancındaki matem ayımızın bir parçası olan Muharrem Orucu ve Oruç açmada hak lokması paylaşımıyla ilgisi ve uygunluğuna yer olmayan gösteri ve davranışlarla siyasi istismar şovları gerçekleşmiştir. TV çekimleri, gazetecilerin fotoğraf çekimlerine uygun karelerin yaratılması, sinek kaydı tıraşların üzerine giyilmiş fiyaka takımlar… Tam bir görgüsüzlük gösterisi..

Kerbela katliamını, İmam Hüseyin’in, zalimin zulmüne karşı mazlumun hakkını korumak ve zulme biat etmeme tarihinden bihaber olan, 72 canı katledilmesi acısının matemine sığınmış insanların muharrem orucunu “kutlarım”, “tebrik ederim” ya da oruç açmalarına “iftar” diyen, “aşureniz kutlu olsun” gibi ilan veren siyasilerin bu dilleri samimiyetsizliğinin göstergesidir.
 
Osmanlının Devlet Aklı, Cumhuriyetin İstismar Sofrasına Dönüşür
Osmanlıdan beri süregelen devlet aklında oyun bitmiyor. Alevilerin hak taleplerini duymazdan gelen devlet aklı, kendi bildiğini yapmaya ve Alevileri oyalamaya devam ediyor. Sadece oyalama değil, asimilasyon sofrasına da oturtuyor. Asırlar geçti. Alevilik ve Aleviler saygı ve kabul yerine ayrımcılık gördü. Haklarından “katli vaciptir” fetvaları yazıldı. Evleri işaretlendi. Nefret edildi. Lanetlendi. Tarih, birçok kentte Alevilerin katliamına tanık oldu. Ramazan orucunda taciz edildi. Muharrem ayında aşure çorbaları çöpe döküldü.  Sözde Alevi açılımı ile sanki dünsüz bir bugün inşa ediliyor. AKP’lilerin ve Cemaatlerin davetiyle asimilasyoncu iftar sofraları kuruluyor, Aleviler ise bu asimilasyoncu iftar sofralarını meşrulaştırarak, asimilasyona destek veriyorlar.
 
Alevi Bektaşi Federasyonu yönetimi “Köşkte iftara katılım açılımı” yaparken, bizim bilmediğimiz önemli bir değişim mi yaşandı? Yoksa ABF’nin bu “iftar açılımına” biz mi çok ilkel ve geri kaldık? Sebahat Akkiraz, Mecliste cemevine karşı çıkarak, “Diyanete sordum cemevi ibadet yeri değilmiş” diyen TBMM Başkanı ve Alevi inkârını her dem hatırlatanlarla birlikte gazeteciler ve TV ışıklarının altında “oruç açarken”, “plastik çatal kaşıkları tanıtırken”, ABF Genel Başkanı Selahattin Özel köşkte iftar açılımı yaparken, Alevilere yönelik asimilasyona son mu verildi? Diyanet İşleri Başkanlığı ve Zorunlu din dersleri kaldırıldı mı? Başbakanın Alevilere yönelik ayrımcılık ve nefret söylemimi son mu buldu? Sebahat Akkiraz, ve ABF Genel Başkanı Selahattin Özel mateminin acısını Kerbale’da, Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, Gazi’de, Afrika’da, Asya’da, Uludere’de, Gazze’deki acılarla birlikte içinde hissederek Muharrem Orucu açan Alevilerin bu acı Kerbela’larına yabancı ve duyarsız kalmışların istismar ve şov ortamında oruç açmasına nasıl “Haak niyetiniz kabul ola” diyebiliriz ki?

Matemin orucunu birlikte açtıklarınıza, siz dünün ve bugünün Kerbela’larına “hayırlı olsun” demelerini ne çabuk unuttunuz?  “Gazanız mübarek olsun” ya da “Cemevi cümbüşevi, camiye buyurun” diyenlerin bu görüşlerindeki ısrar sürerken, ABF Başkanı Selahattin Özel Abdullah Gül’e “Sizi gerginlikten uzak bir yaklaşım içinde görmekten memnuniyet duyuyoruz” diyerek Köşk sevgisini de dile getirmeye ihmal etmiyor. Allah tamamına erdirsin ne diyelim? ABF Genel Başkanı Selahattin Özel ile CHP milletvekili Sabahat Akkiraz Kerbela’da bize biat değil,  direnmek yakışır diyen İmam Hüseyin’in torunları olmalıydı. Koray Kaya’nın, Firik dedenin, Rıza Seyid’in, 12 İmamların ruhlarına köşkün ve meclisin asimilasyon sofrasından dokunulmayacağını bilmeliydiler.
 
Biz Asimilasyon Sofrası Değil, Hukuksal Eşitlik Arıyoruz
Siyasi partilerin, Diyanet İşleri Başkanlığının, TBMM’nin, Köşkün, Yurtdışında Türk Büyükelçiliklerinin Muharrem orucumuzun olduğu ay içinde iftar istismarıyla asimilasyon sofraları kurma hazırlığına girişmesi kabul edilemez. Alevilerin hukuksal alanda (Zorunlu Din dersleri, Diyanetin konumu, Nüfus cüzdanlarından dini hanensin çıkarılması, cemevlerinin ibadet yeri olarak kabul edilmesi, Alevi kimliğinin Anayasal güvenceye kavuşturulması, vb.) taleplerinin üstünü örtmeye dönük çabalardır. Resmen tanınmayan inancımızı, orucumuzu ve cemevlerimizi siyasi malzeme olarak kullanmasını doğru bulmayız. Devlet kurumları, siyasiler, AKP hükümeti Alevilerle bir buluşma talep ediyorsa, burası öncelikle eşit hakların müzakeresi için oturacağımız masalar olmalıdır. Alevilerin devlet içinde Sünnileştirilmesini hedefleyen “iftar sofrası projeleri” bir “Alevi sorunlarını çözme” projesi olamaz. “Muharrem iftar sofrası” Alevileri gerici ve anti laik niteliğe sahip devlet yapılanmasının içine çekmeye çalışmak amacıyla kurulmaktadır. Devlet kurumları, siyasiler, AKP hükümeti ve bu sinsi projelerin tuzak olduğunun farkına varamayan Alevi yöneticileri bu türden asimilasyon sofralarının kurulmasından uzak durmalıdır.
 
“Alevi örgütleri diyalogdan kaçıyorlar” diye yaygara koparacak olanlara cevabımızın da olduğunu belirtmek isterim; Aleviler yıllardır dile getirdikleri taleplerin karşılanacağı hukuk, demokrasi, katılımcılık ve müzakere masasında diyalog istiyor, asimilasyoncu ve istismarcı iftar sofrasında değil.
2007 yılından beri dilerden düşmeyen Alevi açılımında, hukuksal ve demokratik bir kazanım değil, Alevi inancında istismar ve Muharrem orucunda olmayan “asimilasyoncu iftar şovu” çıktı.
 
Sözde “Alevi Açılımı” ve bugünkü iftar sofraları ise, bu tarihsel hataya, Alevileri 21. yüzyılda ortak etme çabasıdır ve Aleviliği devletleştirme amacı güderek, Alevi kimliğini devlet katında homojenleştirip, asli değerlerine ve öğretisine yabancılaştırmaktır.  Kararı Aleviler değil, devlet ve AKP hükümeti vermelidir. Aleviliği devletleştirmeden, inancını istismar etmeden, ayrımcılığa maruz bırakmadan, Alevi yurttaşlarının taleplerini ideolojik kaygılar gütmeden, hukukun ve demokrasinin evrensel ilkeleri ekseninde, Alevi kurumlarıyla çözmeye hazır mısınız? değil misiniz?
 
Tabii ki Alevilerde sizin oyununuza ve tuzaklarınıza düşmemek için doğru kararlar vermelidir. ABF yönetimi ve Başkanı Selahattin Özel ve Alevi Milletvekili Sebahat Akkiraz daha çok dikkatli karar vermelidir. Onların yanlış kararları sonucu biz taleplerimizi gerçekleştirme yürüyüşümüzde daha çok tökezliyoruz ve hedeflerimize  biraz daha uzaklaşıyoruz!


Yazarlar:Turan Eser

Diğer Haberler

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome