Danıştay'dan Zorunlu Din Dersi Fetvası

3 Eylül 2012 Pazartesi 10:21:26
Danıştaydan Zorunlu Din Dersi Fetvası

Danıştay, 2008 Yılında Hukuksal, 2012'de Dini Fetva Verdi! -  Turan Eser

Tarih 30 Ağustos 2012, Danıştay 8. Dairesi zorunlu din dersleri hukuka uygun olduğuna dair karar verdi. Antalya'da 3. İdare Mahkesi, 5. sınıfta öğrenim gören çocuğun " zorunlu din dersinden muaf tutulması" talebine olumlu karar verdi. Yerel Mahkemenin bu kararı, Danıştay 8. Dairesi tarafından, “mevcut müfredatın din eğitimi değil, din kültürü ve ahlâk bilgisi öğretimi niteliği taşıdığı” gerekçesiyle esastan bozdu. Danıştayın bu kararı, hukuksal olmanın ötesinde, AKP hükümetinin yaygın din eğitimi anlayışına destek veren dini bir fetva niteliğindedir. Bu karar, AKP hükümetinin 4+4+4 eğtim sistemi çerçevesinde 2012-2013 eğitim yılından itibaren “dindar gençlik” yetiştirmek için müfredata alınan, “Arapça dersi”, “Kuranı Kerim Dersi” ve “Hz. Muhammed’in Hayatı Dersi”’nin gölgesinde verilmiştir.

Tarih 2 Mart 2008, aynı Danıştay 8. Dairesi zorunlu din derslerinin hukuka aykırı olduğuna dair karar verdi.  2008 yılında zorunlu din derslerini hukuka aykırı bulan Danıştay 8. Dairesi, bu kararı ile eğitim yoluyla islamizasyona hayır demişti. 12 Eylül 2010 referandum sonrası EVET oylarıyla Yargıyı denetimine alan AKP hükümeti, Danıştay üyelerinin değişimini sağlayacak gücüde ele geçirmişti. Dolaysıyla Danıştay  8. Dairenin üyeleri değişince, Danıştayın AKP’nin siyasal islamcı yaklaşımlarına uygun karar vermesi, hukukun bağımsız olmadığının bir kanıtıdır. Aynı dava için, zorunlu din derslerine ilişkin içerik, eğitim, koşullar, şartlar ve mevzuat değişmeden iki farklı kararın çıkmasına hukuksal imza koymak, asla hukuksal değil, ideolojik olarak yorumlanır. Çünkü 2008 ile 2012 arasında değişen şey vardır; o da Danıştay 8.Dairenin üyeleridir.

Antalya’da yerel mahkemenin Zorunlu din dersine ilişkin verdiği kararı bozan, Danıştayın kararı hukuka aykırıdır. Çünkü Danıştay hukuksal değil, ideolojik fetva vermiştir.

Danıştay 8. Dairesine Soru
2008 yılında "İstanbul 5. İdare Mahkemesi, inancı gereği çocuğunun zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden muaf tutulmasını isteyen Alevi bir babanın başvurusunu haklı bulan" Danıştay 8. Dairesi, aynı dava için 2012 yılında neden karar vermiştir?

Zorunlu Din Dersi, Sistematik Şekilde Sünni-Hanefi Mezhebinin Dini Telkinlerinden Beslenir
Ayrıca Danıştay 8. Dairesinin 2012 kararında “ders kitaplarında bir mezhebin veya tarikatın esas alınmadığı, kitapların genel olarak mezhepler üstü bir yaklaşımla hazırlandığı” ifadelere yer verildi. Bu ifadeler ve argümanların hiç bir geçerliği olmadığı gibi, külliyen mesnetsizdir. Çünkü 4.Sınıftan 12. sınıflara kadar olan “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” kitapları ve müfredatın aktarıldığı ünite konuları ve planları incelendiğinde, zorunlu din dersleri Sünni-Hanefi mezhebi refarans alınarak yazılmıştır. Mezhep esaslı bu “din eğitimi”, farklı inanç, din ve mezhepleri de, çoğunluk ve egemen Sünni-Hanefi mezhebinin bakışı üzerinden tarif etmektedir.

Evrensel hukuka aykırılığı nedeniyle AİHM’de (2007 kararı) ve yerel yargıda (2008 Kararı) mahküm edilmiş olan zorunlu din eğitimi üzerindeki, Sünni-Hanefi eksenli bakış açısına uygun değişiklikler, bu dersin niteliğini değiştirmemiştir. “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” müfredatını “hukuka uydurmak” için çalışan kılıf, sadece davacıları ve uluslararası hukuku ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik göz boyamalardır. Şöyle ki; Danıştay’ın ve AKP hükümetinin iddiasının ve savının aksine, mevcut zorunlu din dersi, Sünni-Hanefi mezhebi anlayışına uygun sistematik dini telkin içermektedir. Zorunlu din dersine eklendiği söylenen Alevilik, Şiilik, Caferilik, Bektaşilik, Yahudilik, Hristiyanlık, Hinduizm, Budizm, Caynizm, Sihizm, Taoizm, Konfüçyanizm, Şintoizm  ve benzeri geleneksel dinlerin ele alınış biçimi oldukça ilginçtir. Nasıl mı?

1)     “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” müfredatında ele alınan farklı inanç ve dinlere ait kısımlar için, sadece 1 ya da 2 saatlik ders düşünülmüş. Yani 144 saatlik din eğitiminde, farklı inançlara ayrılan ders saatleri 1-2 saatten ibaret olup, bu kısa sürede bir dini anlatmak ustalığı, ancak hocasını imamdan seçen eğitim sistemiyle mümkündür.

2)     Farklı inanç ve dinlere ait konular, Sünni-Hanefi ulemanın bakış açısıyla ve Sünni hocalar tarafında yazılmıştır. Bu inanç gruplarının temsilcileri MEB Din Eğitimi müfredatını hazırlayan ve yazan komisyonlarda yoklardır. Yani Aleviliğin, Hristiyanlığın ne olup olmadığına devlet ve Sünni-Hanefi hocalar vermiştir.

3)     Bu dini ve inançları anlatan konuların içeriği ile, bu dine ve inançlara sahip kesimlerin kendilerine ilişkin tanımları taban tabana zıt.

4)     Devletin din ve inançlar konusunda teolojik kararlar vermesi, görüş belirtmesi, bu inanç topluluklarına rağmen tanımlar yapması ve bunları kamu okularında bir asimilasyon politikası olarak uygulaması, hukukun evrensel ölçülerine de aykırıdır.

5)     Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi'nin 9. maddesinde belirtildiği üzere „hiçbir dini inancın kendi iradelerinin dışında öğretilemeyeceği“ ilkesine aykırıdır.

6)     “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” müfredatına “yeni” olarak eklendiği ifade edilen bu değişiklikler “eski” olup, 2005 yılından beri, her eğitim-öğretim yılında, Sünni-Hanefi bakış açısıyla yapılan eklemelerdir ve dersin mezhepçi yaklaşımı ve ruhunu değiştirmemiştir.

Eğitimde İslamizasyon ve Asimilasyona Dur Demeli

Devletin asli görevi din ve dindar üretmek değil, çağdaş bireyler yetiştirmek olması yönünde mesaj vermiştir. Asırladır süre gelen ve AKP hükümetleri döneminde katlanarak artmaya başlayan, eğitimde Alevilere, diğer inanç gruplarına ve ateistlere yönelik ayrımcılık ve özgürlük alanlarına yönelik tecavüzlere son verilmelidir.Zaten hukukun abc’si bile, bize zorunlu din eğitiminin, hukuk, demokrasi ve laiklik açısından kabul edilemez olduğunu söyler. 2008 yılında Danıştay 8. Dairesinin ve 2007 yılında AİHM’nin aldığı bu kararlar, artık Türkiye’de zorunlu din derslerinin mevcut haliyle uygulamasının mümkün olmadığını göstermişti.

Oysa AKP hükümeti eğitimde dindarlaşmayı hedefleyen, “Arapça dersi”, “Kuranı Kerim Dersi” ve “Hz. Muhammed’in Hayatı Dersi” uygulamasına geçiş yapmıştır.  Zorunlu din derslerini kaldırmak, hukuka uygun, öğrencinin ve velisinin isteğine bağlı, her türlü dinsel telkinden arındırılımış çoğulcu dinler tarihi ve kültürü dersi koymak için ancak demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi yaklaşım gerekir. Bu yaklaşım ise hükümette ve yargıda mevcut değildir.


Yazarlar:Turan Eser

Diğer Haberler

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome