Oğuzhan Müftüoğlu: "Halk 'Yeter ulan' dedi"

4 Haziran 2013 Salı 18:47:41

İstanbul'da başlayıp tüm yurda yayılan direnişi değerlendiren Oğuzhan Müftüoğlu, "AKP’liler hiç bitmeyecekmiş zannettikleri saltanatlarının sonunun başladığını görebildiler mi" dedi.


1- Gezi Parkı savunmasıyla başlayan eylemler, hangi nedenlerle iktidara karşı gelişen ve tüm yurdu kaplayan kitlesel eylemlere dönüştü? 80 darbesinden beri adeta uyuşmuş bir toplum, nasıl bir anda bu denli militan bir kimliğe büründü?
İktidarın özellikle son yıllarda daha belirgin bir şekilde ortaya çıkan uygulamaları toplum kesimleri içinde çok ciddi tepkiler yaratıyordu.  Evet, hemen herkesin hemfikir olduğu gibi Gezi parkındaki üç ağacın kesilmesi belki bardağı taşıran son damlaydı. Ece Temelkuran’ın direnişin daha en başında BirGün’deki yazısında söylediği gibi  herkesin “yeter be” deme noktasına geldiği bir durum.

Niye şimdiye kadar değil de şimdi diye sorulabilir. Konjonktür üzerinde Kürt direnişinin öğreticiliği kadar, Kürt sorununun ve savaşın uzun yıllardır toplumsal muhalefet üzerindeki bastırırıcı rolünün barış süreciyle birlikte kalkmaya başlaması da etkili oldu diye düşünüyorum.

Ağaçlar, çevre, demokrasi, özgürlük, bağımsızlık falan önemli, ama en kötüsü tarihin bir cilvesiyle muktedir olmuş birinin her gün durup dinlenmeden şımarık ve küstahça saldırı ve aşağılamaları… O insanlar çoluğu, çocuğuyla genci yaşlısıyla bütün bunlara karşı mücadele etmekten ve örgütlenmekten başka bir çıkar yol olmadığını anladı… Bunun için “yetti ulan!” diyebildi.
 
2- Direniş çok çeşitli siyasi aidiyetleri olan insanlar tarafından gerçekleştirildi. Özellikle CHP'nin bu eylemlerde aktif olmasını nasıl yorumlamalı?
Direnişin karakterini katılanların aidiyetleri üzerinden değerlendirmek doğru değil. Bu tümüyle iktidara ve onun getirdiği yeni düzene karşı halkın tepkisi. Özellikle parlamentodaki partilerin direniş karşısında tutukluğu dikkat çekici. BDP direnişin AKP karşıtı niteliği nedeniyle barış sürecini kollamaya endeksli bir görüntü verdi. Oysa gerçek bir barış böyle direniş mücadeleleri içinde bu halkın örgütlü ve bilinçli bir yapıya kavuşmasıyla gerçekleşecek. CHP yönetiminin direnişin gerisinde kalan tutukluğu ise düzen veya devlet partisi olmaktan çıkmadığını gösterdi.  

3- Genel olarak baktığımızda, direniş bundan sonraki süreci nasıl etkiler? AKP iktidarı önümüzdeki dönemde bir güç kaybı yaşar mı? Bu direnişten devrimcilerin anlaması gereken nedir? 
Çok bilmişliğe gerek yok, böyle zamanlar hepimiz için öğrenmemiz gereken çok şey bulabilebileceğimiz muhteşem derslerle doludur.  Devrimciler orada en çok neyi yapamadıklarını, neleri yanlış bildiklerini görebilirler.
 
Bu direnişi başlatan ve yürüten gençler gerçekten apolitik bir hayatın ürünleri. Fakat  iki günde militan direnişçi oldular. Birbirlerinden ve direnişlerinden öğreniyorlar, öğretiyorlar. Kendi laflarıyla  gerici, muhafazakar, faşist, kapitalist sistemi  tekrar tanımlıyorlar. Zaten biz de bu sistemi eleştiren terminolojilerimizi daha önceki direnişlerden, devrimlerden öğrendik.  Onların laflarına, algılarına, tanımlarına kulak vermeliyiz. Aslında bu bir anda olmuş bir durum değil, sadece gençler de değil, bir çok insan artık bu sistemin onlara hiç bir şey vaat etmediğini, edemeyeceğini farketti. Hiç bir gelecek vaat etmediği gibi düzgün bir insan olmak, anlamlı bir hayat yaratmak için  kazanılmış şeyleri de kaybettiklerini gördü. 
 
AKP’ye gelince acaba onlar hiç bitmeyecekmiş zannettikleri saltanatlarının sonunun başladığını görebildiler mi?


 


Diğer Haberler

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome