9 Kasım Hazımsızlığı Üzerine - Can Kaya

15 Kasım 2012 Perşembe

Evrensel.net’te 8 Kasım tarihinde yayınlanan, Kayhan Geyik imzalı, “Bu Sefer Birleşerek Böldüler” başlıklı yazıya ithafen kaleme alınmıştır.


Biliyoruz ki “bildiğimiz YÖK” yok artık karşımızda. Bugün kendisini neoliberal sömürge politikalarıyla yeniden üreten, yalnızca darbenin üniversitedeki postalı konumunda bir baskı-denetim aygıtı olmaktan çıkmış, bilimi ve üretimini sermaye ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yapılandırmaya çalışan bir muhtevayla, yeni bir ambalajla raflardaki yerini aldı.

YÖK’ün yeni yaşı, bu yıl akıllarda 9 Kasım’da yapılan, tüm Türkiye’den üniversitelilerin katıldığı, Öğrenci Kolektifleri, TKP’li Öğrenciler, Gençlik Muhalefeti ve Genç-Sen’in çağrıcılığını yaptığı bir mitingle anılıyor. 6 Kasım 1996’dan bu yana gerçekleştirilen en kitlesel YÖK protestosu olan bu miting, “sol” cenah içinde de bir takım “rahatsızlıklar” yaratmış durumda.

Evrensel Gazetesinden Kayhan Geyik, 8 Kasım tarihinde bir yazı yazmış, adına da “Bu Sefer Birleşerek Böldüler” demiş. Yazının giriş paragrafı, “9 Kasımcı” dört örgütün deklerasyonunun kısa bir özeti niteliğinde; buraya kadar tamam. Zaten belli öncüllerden hareket ettiğimiz de ortada. Ancak yazının tamamını politik bir süzgeçten geçirdikçe, kevgirde bir avuç süslü cümleden başka bir şey kalmıyor.

Kayhan Geyik, yazıda bizlerin eylem böldüğünü, dar ve fraksiyoncu yaklaşımlara sahip olduğumuzu, 9 Kasım’daki eyleme öğrencilerin ana gövdesinin katılmadığını ileri sürmüş. Eğitim-Sen’i “tartışmalarımıza” taraf ettiğimizi, Ankara’da ise hiçbir kuruma çağrı yapmadığımızı söylemiş.

Öncelikle 9 Kasım mitinginin tartışmalarını aktarmakta fayda var. Yukarıda andığım dört kurumun ortak çağrısı ile, katılıma açık olan, ortak bir üst sloganla birlikte propaganda serbestisi en başından tanımlanan bir mitingdir 9 Kasım.

Yeri gelmişken bu mitingin Ankara’da sürdürülen tartışmalarını da aktaralım, katılımcılarına hatırlatalım. “Eğitim-Sen’i taraf haline getirdiğimiz tartışmalardan” bahsedilmiş ya; merak ediyoruz, Ankara Eğitim-Sen 5 No’lu Şube’nin tüm kurumlara çağrı yapmasını nasıl değerlendiriyor Kayhan arkadaş? Bu çağrı fikri nasıl çıkmış? Bir sendikanın tüm devrimci kurumları toplayıp 6 Kasım eylemi tartıştırmasını nasıl değerlendiriyor “YÖK Karşıtı İnisiyatif ya da özelde Emek Gençliği”? Geleceğe dair en ufak bir plan-program sahibi olmadan, sırf günü kurtarmak adına bir şeyler yaparak “6 Kasım’ı önümüzdeki mücadele stratejisinin dayanağına çevirmeyi” nasıl başarmayı düşünüyor?

Bizim Ankara’da bir şeyler itiraf ettiğimizi söylemiş Kayhan Geyik; adına “itiraf” deyince kelimenin iyice keskinleşmesini de fırsata çevirmiş. Eylemi birlikte örgütlemek üzere değil, katılmak üzere bir çağrı yapmışız, dahası bunu itiraf etmişiz. Mitingin tartışmaları yeterince açıktır, isteyen istediği yerinden dahil olabilir; ancak bu tercih edilmemişse, büroda oturup siyaseten bir çağrı beklenmişse; kusura bakmasın kimse, bunu yapmadık.

Kaldı ki, Kayhan arkadaşın MYK üyesi olduğu Emek Gençliği, İstanbul’daki tartışmalara HDK adına katılmış ve bu mitinge dahil olmayacaklarını, sadece Emek Gençliği adına değil, HDK içindeki birçok kurum adına deklare etmiştir. Ankara’da hiçbir kuruma çağrı yapmadığımızı söylemiş Kayhan; HDK ile toplantı talebimizin kendi siyaseti tarafından “biz size dönücez” tarzı bir açıklamayla geçiştirildiğini; ancak herhangi bir geri dönüş olmadığını bilmiyor olsa gerek. Yazı sahibi bu davete ve verdikleri cevaba bir açıklık getirirse, eleştirideki samimiyetsizlik açıkça görülecektir.

9 Kasım’da yapılacak olan merkezi mitinge Eğitim-Sen 5 Nolu Şube’deki tartışmalarda , sendika dahil tüm kurumlara çağrı yapılmış, ancak bu çağrı tartışılmadan 2, 5 ve 6 Kasım’da Hacettepe, ODTÜ ve Ankara Siyasal’da eylem yapılması kararı alınmıştır. Buna rağmen “9 Kasımcılar” bu eylemleri “9 Kasım’a çağrı yapacak ve yerellerden bir mücadele yükseltip 9 Kasım’da merkezi bir potada eritmeyi amaçlayacak” şekilde ortaklaştırmayı önermiştir. Kayhan arkadaş bu öneriye cevap verilip verilmediğini ister YÖK Karşıtı İnisiyatif adına, ister MYK üyesi bulunduğu Emek Gençliği adına açıklarsa kimin ortaklaştırma gayreti içinde olduğu açığa çıkacaktır.

9 Kasım Ankara mitinginde Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü’nden Kızılay’a koşan binlerce üniversiteli bir yanda, 9 Kasım’dan önce düzenlenmesi ayrı anlamı haiz diğer eylem öbür yanda; asıl “eylem bölücülüğünü” ve “öğrencilerinin ana gövdesini” gösterir nitelikte.

“Sermayeye ve onun temsilcisi iktidara geri adım attırmaktan” bahsetmiş Kayhan; ancak daha YÖK Yasa Tasarısı yasalaşmadan TYK (Türkiye Yükseköğretim Kurulu) demeye başlamış. Yenilgiyi baştan kabullenmek satır aralarına nasıl da yansıyor!

“Üniversitenin tüm bileşenlerini yok sayarak oluşturulan yeni yasanın kapsamına baktığınızda, herhalde bu sene güçlü bir ses çıkar 6 Kasımda diye düşünüyorsunuz. Ancak … bu sene 9 Kasımcılar iş başındaydı.” demiş Kayhan Geyik. Merak etmesin; güçlü bir ses çıktı.

Kayhan geyik yapmış sanırım; “birleşerek bölmek” kulağa hayli ilginç geliyor. Bir yanda binler toplanmışken ve diğer yanda sizin rakamlarınızla “yüzler” varken –katılanları aşağılamak için değil, eylemin önderliğini tartışmaya açmaktır niyetim- kimin nereyi bölmeye çalıştığı, ancak neyi başaramadığı da ortadadır. Şayet bölücü bizsek, hakikaten iyi bölmüşüz.

Eylem bölücülüğünden, dar grupçuluktan ve fraksiyoncu yaklaşımlardan bahsetmek için önce dönüp geçmişe bakmak gerek. 2009 yılında harçlara yapılan %300-500 oranlarındaki zamlara karşı örgütlenen eylemlerden tutun da geçtiğimiz yaz yapılan “ikinci öğretimde de harçlar kaldırılsın” eylemlerine, 1 Mayıs Taksim tartışmalarından geçtiğimiz yıl üniversite giriş sınavında ortaya çıkan şifre skandalına karşı yapılan eylemlere; bu sıfatları yakıştırmayı gerektirecek kadar çok deneyim sunuyor önümüze!

Güçlü bir şey karşısında, ona dahil olamamanın verdiği hazımsızlık, çamur atma, dahası kitlesine iç motivasyon aracı olarak bunu kullanma, tüm tartışmalardan işine geleni cımbızlama: oportünizmin ayak sesleri ve yüz elli yıllık çocukluk hastalığı!

Merak etmemek elde değil, 8 Kasım tarihinde yayınlanan bu yazıdan sonra “9 Kasımcıların” eylemi düzenlendi; acaba neden tek satır açıklama yok? Herhangi bir güncellemeye, eylem bölücülüğüne, dar grupçuluğa dair en ufak bir laf etmeye hacet duydunuz mu?

Hayat görüşümüzün bize söylediği, ilerlemenin ancak karşıt tezlerin; doğru ile yanlışın, artı ile eksinin, güzel ile çirkinin çarpışmasıyla ve “kötü” olanın yenilmesiyle gerçekleşebileceğidir. Yegane turnusol olan tarih, bunun doğruluğunu defalarca kanıtlamıştır.

Sokaklardan muazzam bir gürültü yayılıyor şehrin dört bir yanına. Kaldırımları hırpalıyor binler ve neoliberal saldırganlığa karşı yurdun dört bir yanında hak mücadeleleri yükseliyor. Sizin çift cam ardındaki bürolarınızdan duyulmuyor belki sesi; masa başında, arka bahçeye dönmüş sendika odalarında tartışılmıyor belki pek. Ancak bir rahatsızlık yarattığı ortada.

Bürokratik söylemler miadını doldurdu arkadaşlar. Camı açıp sokağı dinleyin.

* Öğrenci Kolektifleri üyesi


İlgili Yazılar

Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome