Bir 8 Mart Hikayesi: Bir Pariya'nın yaşamı - Taner Aday

6 Mart 2013 Çarşamba

Ne acıdır ki Flora Tristan'ın Kadınlara uygulanan şiddet, cinsel taciz, baskı, küçük çocukların cinsel tacizi, gizli-açık fahişelik, sosyal adaletsizlik, yoksulluk-açlık ve işsizlik konularındaki yazıları hala gündemde. Ama başka bir şey daha aynı derece gündemde: Bütün bunlara karşı başkaldırma.


Anneannem acaip bir kadındı. Kendisini Flora Tristan olarak tanıtırdı. Aralarında İşçi Birliği de bulunan bir çok sosyalist hikayeler yazdı.(....) Büyük ihtimal yemek yapmayı bilmiyordu. Sosyalist, anarşist bir Maviçorap2!” Bu sözlerin yazarı ünlü ressam Paul Gaguin. Anneannesini hiç tanımamış, kitaplarını okumamıştı ve gerçeklerle uydurma olanlar arasında bir ayırım yapamadığını da kabul ediyordu. Flora Tristan, ressam Paul Gauguin'in büyük annesi idi. Kızı Aline, gazeteci Clovis Gauguin ile evlenmişti. Bu evlilikten ressam Gauguin doğdu. Aline, eşi ve oğlu ile 1840-1855 arası Peru'da yaşadı. Gauguin'in o güzel resimleri ve renkleri bu kültürel mirasın izlerini taşır.

Yaşadığı çağda kendisinden nefret edilen ve ilahlaştırılan Yazar, kültür taşıyıcısı ve enternasyonalist, bu Fransız-Perulu kadın üzerine, çok şey uyduruldu, söylendi ve söylenmekte. Bazıları onu “Cadı” olarak; diğerleri, “İnsanlık savaşçısı” ve modern Feminizm'in öncüsü olarak tanımlıyorlar. Gerçek olan bir şey varsa o da Flora Tristan'ın Fransız sendikaları ve uluslar arası kadın hareketini derinden etkilemiş olduğudur. Ve hatta edebiyat dalında Nobel Ödülü alan, “Cennet Başka bir yerde” adlı romanında, Flora'nın yaşam çizgisini, “Başka hiçbir yerde rastlanmayacak kadar renklidir” diye tanımlayan Peru'lu Mario Vargas Llosa gibi birçok yazarı etkisi altına almıştır.

Flora'nın yaşamı gerçekten de maceralarla doludur. 1803’te Paris’te doğar. İlk çocukluk yılları çok mutlu geçer. Babası Mariano Tristan y Moscoso, yüzbaşı rütbesinde bir askerdir. Peru'lu zengin bir asil aile mensubudur. Annesi, İspanya'ya göçmüş bir Fransızdır. Aile dostları ve misafirleri arasında, daha sonra tüm Latin Amerika'nın efsanevi özgürlük savaşçısı Simon Bolivar da vardır. Flora'nın çocukluk döneminin kahramanı.

Bu mutlu yıllar çabuk sona erer. Dört yaşında iken babası ölür. Anne ve babası resmi nikahla değil de imam nikahı ile evlenmiş olduklarından, babasının mirasından hiçbirşey alamazlar. Annesi ile birlikte bir çatı katına taşınırlar. Birden yoksulluk ve sıkıntı içinde bir yaşam başlar. Flora artık bir piç olarak adlandırılmaktadır.

15 yaşında boyacılığı öğrenir. 17 yaşında işvereni Andre Chazal ile bir “mantık evliliği” yapar. Bu evlilik bir şiddet ilişkisi olarak devam eder. Chazal, içki içmekte, kumar oynamakta ve sürekli borç yapmaktadır. Daha sonra, bu borçları ödeyebilmek ve eve ekmek alabilmek için eşinden fahişelik yapmasını ister ve onu buna zorlar. Üç çocuğu vardır ve bu durumdan kurtulmaya çabalamaktadır. O yıllarda Fransa'da boşanma yasaktır! Kocası onu takibetmeye, tacize başlar. Boşanma yasal olarak olmadığından, yasalar karşısında da suçlu bir durumdadır. Bu durum 5 yıl devam edecektir. Çocuklarından ikisi bu arada ölürler. Geçimini zengin ailelerin seyahatlerinde çocuklarına bakarak sağlar. Kocası boşanmaya yanaşmamaktadır. Hatta kızını kaçırır ve cinsel tacizde bulunur. Kendisini terk eden bu kadından intikam almaktan başka Bir şey düşünmemektedir. Ve bir gün 1838’de onu cadde ortasında silahla vurur. Flora yaralı olarak kurtulur. O günden sonra, artık bir Paria olmaktan, siyasi bir propagandist olmaya adım atar.

1830’da 30 yaşında Peru'ya akrabalarının yanına gider. Babasının zengin toprak sahibi akrabalarının yanında 8 ay kalır. Ancak burada sürekli kölelerin yanında onlarla konuşarak vakit geçirir. Peru'daki ırkçı ve sınıf ayrımına dayalı toplum yaşamı onu derinden etkiler. Ailesi için bu tutum sadece utanç vericidir. Aşağı tabaka ile konuşan bu kadın onlardan olamaz diye düşünürler. Artık babasının mirasından faydalanmak imkansızdır. Hayal kırıklığı içinde Fransa'ya döner.

1837’de Seyahat Notlarını yayınlar “Bir Pariya'nın yolculuğu”. Bu kitap, Avrupa'da yayınlanan ve Avrupa dışındaki bir ülkedeki siyasal, sosyal ve kültürel yaşamı eleştirel olarak ele alan ilk gerçekçi kitaptır. Bu kitap, aynı zamanda etnik merkezci şımarık bir Paris'li kadın ile, her an ileri atılmaya hazır bir sosyal devrimcinin çatışmasını da belgeler.

Artık tek başına yolculuk yapan kadınların aşağılanmaları, dışlanmalarına karşı çıkar ve kadınları, özellikle yabancı kadınları dayanışmaya, birbirlerine yardıma çağırır. Milliyetçiliğe karşı çıkar. “Bu darkafalı seviyesiz zihniyetten, ortaya sadece kötülük çıkar” diye yazar. Artık dikkate alınan bir yazardır. Çocuk bakıcısı olarak gittiği seyehatlerde edindiği, zenginlerin yaşamlarına ait gözlemlerini, alaycı bir üslupla kaleme alır (Londra ormanında1840). Bunu İşçi Birliği izler (1840). Marx ve Engels'ten 5 sene önce işçilerin kendilerini sadece gene kendileri özgürleştirebileceklerini yazar. Ve işçileri örgütlemek için Fransa'yı fabrika, fabrika gezmeye başlar. Hapishaneleri, genel evleri, Gettoları gezer ve oralarda yaşayan insanların hikayelerini yazar. Polis ve ispiyoncular hep ardındadır. En çok ta erkek egemen zihniyet. Ölüm onu, bu yolculukları  sırasında, 41 yaşında iken yakalar.

Rosa Lüxemburg'un, “En devrimci eylem, mevzu neyse onu söylemektir!” sözünün ilk ve en devrimci uygulayıcısı  O'dur bence. Yaşadığı gibi konuşabilen, konuştuğu gibi yaşayan bu kadın, biz erkeklere insan olmanın erkekliği aşmaktan geçtiğini ilk gösteren İNSANdır.

Ne acıdır ki Flora Tristan'ın Kadınlara uygulanan şiddet, cinsel taciz, baskı, küçük çocukların cinsel tacizi, gizli-açık fahişelik, sosyal adaletsizlik, yoksulluk-açlık ve işsizlik konularındaki yazıları hala gündemdedir.

Ama başka bir şey daha aynı derece gündemde: Bütün bunlara karşı başkaldırma.

Artık yeter! Diyenler onun izinde çoğalıyorlar.

Bu 8 Mart'ta erkekler, hiçbirşey söylemeden, kadınların izinden gitmeli.3


1 Paria: Anglo-Hint ve Tamil. Bir Kasta üye olmayan.Yasa dışı, toplumdan dıştalanmış.
2 19yy da Kadın Hakları savunucusu eğitimli kadınlara verilen ad.Kadınların seçme hakkı ve üniversitelere alınmaları için çağrı yapıyorlardı. İlk kadın hakları savunucuları.
3 Bu yazı, Florence Herve'nin Flora Tristan veya Feminist sosyalizm rüyası (DietzVerlag Berlin 2013) adlı kitabından faydalanılarak yazılmıştır.


Yazarlar:Taner Aday

Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome