Gülmeyi bilen çocuklar için... - Yaşar Aydın

15 Aralık 2016 Perşembe


YAŞAR AYDIN

Kapkara günlerin içinden geçiyoruz. Daha tünelin ucunda ışığın da göründüğü yok hani. Üstelik ölümle kutsanan genç hayatların eşlik ettiği kötü bir koku var havada. Umut çürüğü bir koku.

Kimse mutlu değil. Öfkeyle konuşuyor herkes. Dil, Sürmene bıçağı kadar keskin. Çocuklarının arkasından haykıran annelerin gözlerindeki yaş asılı kalmış kirpiklerinde, bir daha ayrılmamacısına. 

Tüm bunlar yetmezmiş gibi İslamcılıkla servis edilen faşizm sokaklara, okullara, iş yerlerine, evlere kadar girmiş. Çocuk ve kadın bedenleri köhnemiş bir zihniyetin aşağılık dişlileri arasında parçalara ayrılıyor. Ne çok neden var değil mi teslim olmak için?

Tükenme!
Bize sunulandan başka bir hayatın mümkün olmadığını göstermek için ellerinden geleni yapıyorlar. Her gün yeni bir acıyla sınıyorlar bizi. Kullandıkları Devlet gücü karşısında kendimiz zavallı ve çaresiz hissetmemiz için her şeyi yapıyorlar. Şöyle bir bakalım arkamızda bıraktığımız üç aya. Darbe, OHAL, KHK, cezaevleri, işten atılmalar, polis copu, tecavüz ve aşağılanma. Aynı tornadan çıkmış üç numara bıyıkları ile 5-10 erkek teslim almaya çalışıyor toplumu, bizi.
       
Bekleme!
Seyrediyoruz. Sanki zaman, bu an, bu hayat bize ait değilmiş gibi seyrediyoruz. Yaşadığımız günlerin bir anında her şey değişecekmiş gibi, kâbustan uyanacakmışız gibi bekliyoruz. Umut tacirleri siyasetin yüksek dilini tercih ederek her şeyin yoluna girmesi için onlara güvenmemizi vaaz ediyor. Dinliyoruz.
Oysa bir yandan da görüyoruz gerçeği tüm çıplaklığı ile. Ne zaman kendimiz oluyoruz, kendi sözümüzü kendi sesimizle söylüyoruz, işte o zaman doğuyor gün ışığı penceremizde. Biliyoruz.  
 
Kapıyı aç bulutlar girsin
Biliyoruz, o kadar gerçek hayatlar ve gerçek mücadeleler var ki umutlu olmak için. Görüyoruz, bu yüzden değil mi bu kadar korkmaları? Bu yüzden değil mi hala “Gezi” derken kudurmaları. Bak ne güzel duruyor yüzlerinde 2013’ün Haziran’ın bıçık yarası. İliklerimize kadar hissettiğimiz baharı bizim gibi onlar da unutamıyor. 
 
Bu kavga bizim 
Bir daha Haziran günleri yaşanmaması için neler yapıyorlar bir bakın şöyle. Bir yanını mezarlığa diğer yanını cezaevine çevirdiler ülkenin. Yetmedi, demir kapıyı kilitlemek istiyorlar üzerimize. Adına da “başkanlık” dediler bu zindanın kapısına. Üstelik yine aynı şeyleri söyleyip aynı şeyleri yapıyorlar. 
Sanki kilit altına alacakları hayatlar bizim değilmiş gibi davranıyorlar. Kendi aralarında yaptıkları küçük kavgalarla bize seyirlik sunuyorlar. 
 
Çocuklar geldi 
Farkındalar. Bir kez daha karşı karşıya kalacağız onlarla, biliyorlar. Üstelik bu kez minderi onların sahasında kurmayacağımızı da biliyorlar. Bir bahar sabahının yaza durduğu ağaçların altında olacak oyun sahamız.
Genç kahkahaların umut olup ciğerlerimize dolduğu günler gibi olacak. Bir kez yaşandı o. Unutulmaz. Şimdi yokmuş gibi davranıyorlar ya unutmamızı bekliyorlar ya. Bizim çok zayıf olduğumuzu düşünüp son darbeyi vurmak istiyorlar ya. Yapamayacaklar. Öldürdükleri insanların mezarları arasında ıslık çalarak yürüyorlar. Biliyoruz ne çok korktuklarını. 
Ve biliyoruz, Berkin’in arkadaşlarının, ablalarının, abilerinin, Ali İsmail’in kardeşlerinin yoldaşlarının başlattığı yolculuğu bitireceğini.   

Onlar konuşacak
Şimdi madde madde, muhtar muhtar, ölüm ölüm, bomba bomba, rakam rakam onlar konuşuyor. Ama çok sürmeyecek. Sloganlarla doldurulan Kızılay meydanında elini tuttuğu sevgilisinin kalp atışlarını duyan, gaz bombaların içinde bile aşkla sunulan çiçeğin kokusunu duyabilenler gençler konuşacak çok yakında, biliyorum. 
Hem de öyle kinle nefretle değil. Gülerek, sevgiyle, dans eder gibi ahenkle konuşacak.

Kendi diliyle, kendi sözü ile konuşacak. Başka bir hayatın var olabileceğini herkese bir kez daha göstermek için konuşacaklar. Üstelik için sadece kendileri için değil hepimiz için konuşacaklar. Liselerden, üniversitelerden seslenecekler, kulak ardı edemeyeceğimiz sözcüklerle. 
Biliyorum çünkü onlar gülmeyi bilen çocuklar. Bir kez zapt ettiler ya ülkeyi bir kez daha yaparlar, biliyorum.

(Fotoğraf, TeRsine Dünya Okulu'nun Tokat'ın Dive Köyü'nde yaptığı çalışmalar sırasında çekildi...)


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için info@muhalefet.org

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome