ODTÜ İyimserliğinin Gölgesinde Üç Beş Satır - Onur Kılıç

24 Aralık 2012 Pazartesi

Direnmenin hala bir ihtimal olduğunu ve çok güzel olduğunu hatırlatan bu sesin önümüzdeki dönemde daha kendinden emin, daha gür çıkması nefes kanallarını da temizleyecek gibi görünüyor.


Hayırlısı olsun. Türk uydusu Göktürk 2, Çin’den uzaya fırlatıldı. Türkiye’den törenle izlenen uydunun fırlatılması sırasında ODTÜ kampüsünde RT Erdoğan’ı protesto etmek isteyen öğrencilere ise çuval çuval gaz bombası fırlatılarak bir tür teknoloji senkronizasyonu yaratıldı. Göktürk 2’nin uzaya yollanması, ‘Dünyayı Kurtaran Adam’ filmiyle uzayla ilişkilenmeye başlayan bir ülke için çok önemli bir gelişme.

Uydunun kimliğine dair yapılan açıklamada ise uydunun ‘yüksek yerlilik’ oranıyla üretildiği ifade edildi. Bu ‘yüksek yerlilik’ vurgusu Göktürk 2’nin muhteviyatı hakkında merak uyandırıcıydı. Hangi teknolojinin nereden ithal edildiği bilinmez ama tören sırasında Yeni Osmanlılar arasında geçen diyalog, yerliliğin kökenini hepimize gösterdi. Cemil Çiçek, Tayyip Erdoğan ve Necdet Özel aralarında "Kimsenin başına düşmez inşallah" diye şakalaşıyorlar, bu tarihi anı izlemek için salonda bulunanların gülmekten gözleri yaşarıyordu. Salon dışında da gözler yaşlıydı fakat gülmekten değil. RT Erdoğan’ın 150 koruma, 20 zırhlı araç, 8 panzer ve 3600 polisle okulu ‘basmasının’ olağan sonuçları yaşanıyordu: Plastik mermi, biber gazı ve tazyikli su ile...

Yanındakilere bakılırsa Erdoğan’ın ODTÜ’ye giderken bir şeylerden ciddi şekilde tedirgin olduğu açık. Bu endişeyi Bülent Arınç’ın bundan birkaç yıl önce bir galeride Che Guevara’ya benzeyen bir resmi gördüğünde ‘Ben Che Guevara'dan çok korkarım, girmem oraya’ tepkisine benzetirsek yanlış olmaz. Aksaray İktisat ve Ticaret Yüksekokulu’ndan mezun, eğitim ve gelişimini gerçek bir antikomünist temelde gerçekleştiren Erdoğan’ın, her tür sol düşünceden, muhalefet hareketinden nefret ettiğini biliyoruz. Peki, ODTÜ’de yaşananları sadece olağan Yeni Osmanlı ürkekliğine bağlamak yeterli mi?

Tarih bize yeterli olmadığını, bu tedirginliğin tüm sağ iktidarların ortak paydası olduğunu hatırlatıyor. Bunun iki nedeni var. ODTÜ’nün sol ve devrimci hareketlere ideolojik ve örgütsel olarak kaynaklık etmiş güçlü bir tarihi var. ABD Büyükelçisi Kommer’in arabasının yakılmasından, 68’in gençlik hareketlerini biçimlendiren önderlerin okulu olmasına, ODTÜ-ÖTK deneyimine, iç savaşın en sıcak günlerinde faşist güçlerin ODTÜ’ye girememesine kadar pek çok örneği içinde barındıran bir tarih, hatta gelenek bu. İkinci ise bununla ilişkili olarak gelişen ODTÜ’nün kitle hareketleri üzerindeki belirleyici-sıçratıcı etkisi. Geçmişten referansla da söyleyebiliriz ki, ODTÜ tarihsel kırılma anlarında aldığı inisiyatifle, ardından gelişen sosyal olayları etkileyebilme potansiyeline sahip. ODTÜ’de olanın ODTÜ’de kalmaması, memleket meselesi haline dönüşmesi diye de ifade edebileceğimiz bu durum, egemenlerin ODTÜ’ye korkuyla bakmasının da en önemli nedenlerinden birisi. Bu yüzden Hüseyin Çelik, bir gün sonra twitter’da protestocu öğrencileri ‘ulusalcı gençler’ diye damgalama ve polis saldırısını gerekçelendirme çabasına girişti. Zira, kendilerine karşı gelişen her tür tepkiyi kendilerini en güçlü hissettikleri zemine ve dile çekmeye iyi alıştılar. Ancak, ODTÜ örneğinde bunda pek başarılı olabildiklerini söyleyemeyiz. Medya üzerindeki azgın basınca rağmen ODTÜ’nün sesi her yerden rahatlıkla duyuldu, mesaj anlaşıldı.

***

Bilenler bilir, ODTÜ kampüsü AKP Genel Merkezi’ne ve bilimum Bakanlıklara oldukça yakındır. Bu bölgede basın-yayın kuruluşlarının Ankara ofisleri de bulunur. Kuş uçsa gazete ve televizyonların haberi olur. Fakat o gün olmadı. Kasımpaşa delikanlısı RT Erdoğan’ın ODTÜ’ye orduyla gelmesi haberdi ama karizmasının çizilmesi değildi. 4 saat süren polis ablukası ve karşısında gelişen direniş nadiren, küçük haberler biçiminde verilirken, üslupla da polis saldırıları meşrulaştırılmaya çalışıldı. Her haberin RT Erdoğan detektöründen geçtiği, en basit eleştirilerin bile gazetecileri işsiz bırakmaya yettiği bir medya ortamında ana akım-yandaş sermaye medyasının korkaklığını anlamak için alim olmak gerekmiyor elbette. Fakat basın özgürlüğü-kamusal yayıncılık açısından gelinen vahim düzeyi bir süredir verilmeyen haberlerin oranına bakarak ölçmeyi geçtik. Artık, AKP medyasının iktidar eleştirisini ve muhalefet eylemlerini haberleştirme şeklini daha ciddi bir terazi olarak kabul eder duruma geldik. Bu haber, bu kez Akit gazetesinden değil, ATV’den geldi. (Akit, aynı saatlerde web sitesinde ‘ODTÜ’de Ateizm Propagandası’ başlıklı başka bir haberle paralel evrene geçmiş durumdaydı.) ATV, ODTÜ’de yürüyüş yapan öğrencilerin ‘Göktürk 2’nin uzaya fırlatılmasını protesto ettiğini’ ifade ederek, söz konusu manipülasyon olduğunda aklın ve mantığın yerini vücudun diğer bölümlerinin alabildiğini ders olarak gösterirken, yaratıcılıkla yandaş rakiplere açık ara fark attı.

***

Fakat tüm bu manipülasyon, saldırganlık, baskı rüzgarı ODTÜ’nün sesini kısmaya, direncin diğer kampüslere yayılmasını engellemeye yetmedi. Direnmenin hala bir ihtimal olduğunu ve çok güzel olduğunu hatırlatan bu sesin önümüzdeki dönemde daha kendinden emin, daha gür çıkması nefes kanallarını da temizleyecek gibi görünüyor. Zira, bugün Türkiye’de yaşanan gelişmeler AKP açısından önümüzdeki dönemin bir tür yönetme krizine gebe olduğunu gösteriyor. Dışarıda komşularla yüz yüze kalınan savaş hali, ülkenin NATO’nun füze tarlası haline dönüşmesi, içeride işsizlik, yoksulluk, adaletsizliği her gün daha fazla derinleştiren politikalar AKP’nin bugüne kadar sömürünün her türlüsünü kullanarak sürdürdüğü yönetme dengesinin aynı kıvraklıkta korunamayacağının izlenimini veriyor. Bu denklemi aşmak için daha fazla otoriterleşmekten, başkanlık, tek adamlık gibi yollardan başka çözüm üretemeyen AKP karşısında gelişen muhalefetin de kriz potansiyelini artırdığını söylemek mümkün. Tüm bu koşullar altında ODTÜ’de ortaya çıkan direnç ve ardından üniversite öğrencileri, akademisyenler ve emekçilerin okulda yarattıkları bir aradalık çok değerli.


Yazarlar:Onur Kılıç

Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome