Sarayın Sokak Kuşatmasına Karşı... EVET SOKAĞA...

18 Eylül 2015 Cuma

Bugün öncelikli sorumluluğumuz sokaktaki faşist kuşatmayı kırmak ve Saray’ın kitle gücüne dayanarak toplumun direnme damarlarını bastırma girişimlerini boşa çıkartmak için söz almaktır.

EVET Sokağa...EVET halkın HAZİRAN Meclislerine...


Saray rejimi, savaş koşullarında kendine muhalif tüm kurum ve yapılar üzerindeki baskısını da arttırarak 1 Kasım ve sonrasına hazırlanıyor.
 
***

Erdoğan, ipleri tümüyle eline alarak bu kritik dönemi yönetmeye çalışıyor. AKP Kongresi, Saray’ın belirlediği MKYK listesiyle sonuçlandı. AKP içinde yeni olmayan çelişkiler bir kez daha görünür oldu. Dağınık biçimde biriken bu çelişkiler-yığılmalar, bugün daha çok pasif bir pozisyonda kalıyor. Önümüzdeki dönemde krizin gelişimine göre daha etkin pozisyonlara geçebilirler. Bu bazılarının Erdoğan karşısında neredeyse bir kurtarıcı olarak beklediklerinin aksine, Saray rejiminin kurtarıcısı rolüyle olacaktır.

***

Kongrenin ardından, seçim gündemi savaşla iç içe geçmiş biçimde daha da yoğunlaştırılıyor. Saray rejiminin, savaştan beklediği biçimde bir sonucu alamadığı biliniyor. Aksine pek çok asker cenazesinde tepki AKP’ye yöneldi. Geçtiğimiz hafta MİT yönlendiriciliğinde devreye sokulan faşist sokak hareketi bunu kırmaya yönelik ilk müdahaleydi. Tepkiler, HDP’ye yöneltilerek bir iç savaş görüntüsü altında Saray’a yönelen tepkilerin yönü değiştirilmeye çalışıldı.

Buna dönük yeni bir hamle de yarın TOBB önderliğinde gerçekleştirilecek. ‘Teröre Lanet’ mitingi ile, faşist sokak hareketliliğinin üzerine, kitlesel bindirmeler gerçekleştirilerek Saray rejiminin kalkanları güçlendirilmeye çalışılıyor. Bu aynı zamanda sokağı ele geçirmeye yönelik sistematik saldırının bir başka biçimde devamıdır. AKP, yalnızca polis ya da onun kontrolündeki faşist-militer güçlerle yetinmeyip, yukarıdan aşağıya örgütlendirilmiş ve biçimlendirilmiş kitle gücünü de tekrar meydana sürüyor.

***

Tüm bunların bir toplamı olan Saray rejiminin hamleleri karşısında ise toplumsal muhalefetin etkin bir hamle yapma gücünden henüz yoksun olduğunu söylemek mümkün. Sol ve toplumsal muhalefet, 7 Haziran öncesinde olduğu gibi bu kez de 1 Kasım sonuçlarının durumda yaratabileceği değişime odaklanmış durumda. Topluma da adeta tek çıkış kapısı olarak orası gösteriliyor. Sürüp giden savaşa, faşist baskılara karşı mücadele konusu dahi seçimlerde AKP karşısındaki sandık birliğini öne alan bir eksene sıkıştırılıyor.

Bu vahim bir tablo! Gezi’den AKP’nin öğrendiği kadar dahi öğrenemeyen bir sol muhalefet gerçeği ile yüzleşmek gerekiyor. AKP, Gezi’nin ardından yalnızca seçimlerdeki gücüne dayanarak ülkeyi yönetemeyeceğini gördü. O yüzden, Haziran 2013’ten bugüne kadar direnme dinamiklerini bastırmayı, sokakları kuşatmayı temel alan bir baskı stratejisine yönelmiş durumda. Şimdi bunu bir adım daha ileri taşıyarak, kendi iktidarını faşist-militer sokak gücüyle birlikte, sokağı da kuşatan kitle gücüne dayandırmaya yöneliyor. Solun büyük bir bölümü ise seçim eksenine sıkışarak, neredeyse sokağı sandığın aparatı haline getiren bir parlamenterist yaklaşıma hızla savruluyor.

Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, bu seçimin önemi-önemsizliğine ilişkin bir tartışma değil. Seçimlerdeki tutum, o günün koşulları çerçevesinde seçimin kazandığı niteliğe göre belirlenir. Bir süredir ülkemizdeki seçimler bir seçenekler-alternatifler arasındaki tercihten öte, plebisite dönüşmüş durumda. Devrimciler açısından bu seçimin de belirleyici olan noktası kime oy verileceği değil, kime verilmeyeceği meselesidir. Öne çıkartılması gereken budur. O yüzden bugün de kime evet dediğiniz değil, neye ve kime HAYIR dediğiniz belirleyicidir.

***

EVET, politik bir seçeneğe işarettir.

Bu anlamda, neye HAYIR’la birlikte, EVET’in ne olduğu da önemlidir.

Defalarca söylediğimiz gibi bugün birleşik bir halk hareketinin etkin bir müdahalesi olmaksızın, ülkenin gidişatında esaslı bir değişimin meydana gelmesi mümkün değildir. Saray rejimi karşısında, politik bir alternatifin yaratılması da buna bağlıdır.

O yüzden bugün, parlamento ile kendisini sınırlamayan halkın birleşik mücadele zeminlerini geliştirmeyi, Saray rejiminin sokak kuşatmasını birleşik bir güçle kırmayı ve faşist-militer güçler karşısında halkın örgütlü direnme zeminlerini geliştirmeyi temel alan bir siyasetin geliştirilmesi başattır. Saray rejimine seçimlerde ve hayatın her alanında HAYIR, böyle bir kurucu seçeneği yaratmaya EVET’tir.

Birleşik HAZİRAN Hareketi’nin geçtiğimiz hafta toplanan Meclis Temsilcileri toplantısında aldığı karar, HAZİRAN MECLİSLERİ’ni bu anlayışla inşa etmeye, büyütmeye bir çağrı olduğu gibi seçimde ve yaşamın her alında Saray rejimine direnmeye bir çağrıdır.

Bu çağrının bugünkü öncelikli gereği, sokaktaki faşist kuşatmayı kırmak ve Saray’ın kitle gücüne dayanarak toplumun direnme damarlarını bastırma girişimlerini boşa çıkartmak için söz almaktır.

EVET Sokağa...EVET halkın HAZİRAN Meclislerine...


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome