Sendikalar ve İşçiler Barajda Boğuluyor! - Özdemir Kolcu

6 Ağustos 2014 Çarşamba


6356 Sayılı “Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi” kanunu gereğince işkollarındaki işçi sayıları ile sendikaların üye sayılarına ilişkin istatistikler her yıl Ocak ve Temmuz aylarında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından açıklanıyor. 25 Temmuz 2014’te Resmi Gazete’de yayımlanan istatistiklere göre milyonlarca işçinin sendikal yaşamın dışında olduğu bir kez daha ilan edildi. 

Bu istatistiklere göre SGK’ya kayıtlı 12 milyon 287 bin çalışan işçinin 1 milyon 189 bin 481’i sendikalı. Bu verilere göre örgütlenme oranı yüzde 9,68 oldu. Ancak bir başka resmi kurum olan TÜİK’in Şubat 2014 dönemi hane halkı işgücü araştırmasına göre  15 ve daha yukarı yaşta tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 19 milyon 944 bin kişi olarak açıkladı. Bu veriye göre sendikal örgütlenme oranı yüzde 5,96’ya gerilemektedir. Bakanlığın verilerine göre yüzde 37, TÜİK’e göre yüzde 34 olan kayıt dışı istihdamı da hesaba katınca örgütlenme oranında daha gerçekçi bir orana ulaşmak mümkün.

Konuya bir de toplusözleşme kapsamında 746 bin işçi olduğu dikkate alarak TÜİK verileri üzerinden sendikalaşma oranını hesaplarsak bu oran yüzde 2,79’a düşmektedir.

İşkolu Barajları Yükseldi
18 Ekim 2012 tarihinde kabul edilen 6356 Sayılı Sendikalar ve Topu İş Sözleşmesi Kanunu gereğince işyeri ve işletme barajları korunurken işkolları birleştirilmiş ve barajlar sözüm ona aşağı çekilmişti. Fakat toplam işçi sayısının artması ve işkolu birleştirmelerle kimi işkollarında sendikal baraj çok ciddi derecede yükseldi. Yasa ile yüzde 10’dan yüzde 3’e düşürüldüğü iddia edilen baraj fiiliyatta yüzde 10’un kat be kat üstüne çıktı.

2014 Temmuz ayı itibariyle yeni kurulacak bir sendikanın toplu iş sözleşmesi imzalaması için  yüzde 3 olan işkolu barajını aşmak üzere iletişim işkolunda 2 bin 100, inşaat işkolunda 49 bin 600, metal işkolunda 42 bin 800, ticaret büro eğitim ve güzel sanatlar işkolunda 76 bin 900, sağlık ve sosyal hizmetler işkolunda 8 bin 300 işçiyi üye yapması gerekiyor. Sendikal baskıların son derece yoğun olduğu koşullarda iktidarın onayı olmadan bu sayıda işçiyi örgütleyebilmek bir sendika için neredeyse imkansız gibi.

Son altı ayda işkollarında çalışan işçi sayısında binde 7,6 oranında artış olurken sendikaların üye sayılarındaki artış ise bu oranın 1/3’ünden de az olarak binde 2,3 oranında oldu. Nitekim son altı aylık dönemde sendikalı işçi sayısında yaşanan 92 bin üye artışının 2/3'ünü kendi üyesini yüzde 32 arttıran Hak İş Konfederasyonunun gerçekleştirilmesi başka nasıl açıklanabilir. Sonuç olarak sendikalar ve işçiler için  barajı aşmak hayal oldu, sermaye için dikensiz gül bahçesi yaratma fikri gerçek oldu.

Baskılar, sendikal rekabetin örgütlenmeye olumsuz etkileri, barajlar ve yetki sorunları yaşayan sendikalarda bu koşullarda ciddi bir üye artışı beklemek hayalciliktir.

Baraj Yüzde 3’e Çıkınca
Üç konfederasyona üye sendikalar için işkolu barajı 1 Temmuz 2018 tarihinden sonra yüzde 3 olarak hesaplanacak. Şu anki üye sayılarında oransal artış ihtimalinin çok zayıf olduğu dikkate alındığında 150 işçi sendikasından 127’si işkolu barajı altında kalacağından üyeleri adına toplu iş sözleşmesi imzalayamayacak. 

Basın yayın ve gazetecilik, Ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar, İnşaat, Taşımacılık, Sağlık ve sosyal hizmetler, Konaklama ve eğlence işkollarında toplu sözleşme imzalayacak yetkili sendika kalmayacak. 20 işkolunun 6’sında toplu iş sözleşme imzalamaya yetkili sendika olmayacak. Diğer işkollarında da durum pek de parlak olmayacak. 8 işkolunda tek, 4 işkolunda ikişer, bir işkolunda üç ve bir işkolunda da dört sendika  toplu iş sözleşmesi imzalamaya yetkili olacak.

İşyeri Barajı ve Yetki Sistemi de Engel
Barajı aşan sendikaların tüm üyeleri adına toplu iş sözleşmesi imzalaması ise mümkün değil. Bunun en önemli nedeni baraj ve yetki sistemidir. İşyeri veya işletme barajını aşamayan sendikalar toplusözleşme yapamıyor ve bu sendikalara üye işçiler toplu sözleşme hakkından yararlanamıyor. işçi sendikası, toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecek işyerinde başvuru tarihinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasının, işletmede ise yüzde kırkının kendi üyesi bulunması halinde bu işyeri veya işletme için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkili olabiliyor.

Bir başka engel ise yetki sistemidir. Sendikalar barajları aşsalar bile, toplu iş sözleşmesi yetkisi alamayabiliyorlar. Yetkilerine işveren veya rakip sendika itiraz edince, yıllar süren bir yetki davası süreci başlıyor ve işçiler bu süre içinde sendikasız hale gelebiliyor. 

Sonuç olarak Türkiye’de çalışan işçilerin yüzde 90’ının örgütlenme hakkından yoksun olduğu,  her 100 işçiden yaklaşık 3’ünün toplu iş sözleşmesi hakkından yararlandığı bir tablo ile karşı karşıyayız. İşçiler  ve sendikalar baraj altında kaldıkları için en temel hak olan örgütlenme ve toplu pazarlık hakkı ağır bir darbe almaktadır.

İşçiler açısından fazla seçenek yok. Ya bu yasanın sınırlarını çizdiği çerçeveye rıza göstererek işkolu barajını aşan veya aşmaya en yakın yandaş sendikalara kan taşıyacaklar ya da sendikal hak ve özgürlükler için yeniden mücadele edip yeni bir sendikal hareket yaratacaklar.


 


Yazarlar:Özdemir Kolcu

Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome